Zehra Çelik Benim Hikayem
**Orospu Benim Adım Zehra Çelik**
Ben Bostan'a gidiyorum, sonra Galata'ya, sonra da Kadıköy'e. İstanbul'u birbiri ardına dolaşıyorum. Her yerdeki fahişelerin, yarraklarıyla sivilce kaplı kollarını gördüğümde, içim bir hayıflandırmayla dolar. Zaten bir orospu olarak, bu işin içinde kalmış biriyim.
Biliyor musun, amcığım, en çok Bostan'a gittiğimde, orası çok karanlık, ama aynı zamanda çok da heyecan verici. Önce sokağın ortasındaki çam ağacını görürüm. Onun gölgesinde, sıralarca kızlar, sivri dudakları ve çirkin gözleriyle, amcığımı bekliyor. Onlara yakınlık göstermeden, önce bir kahve içmek, sonra bir puro içmek, sonra da... daha sonra.
Yarrakları, amcığımın göğsünü sürtmek için, bana uzanır. Onu tuttuğumda, bir anda, tüm şehrin üzerinde, tek bir noktada toplandığım hissine kapılıyorum. Biliyor musun, amcığım, ben de orospu gibi yaşamları yaşarım. Her an, her saat, her dakika, bir yeni anketten geçerim. Ne daha mı az, ne daha mı çok. Biliyor musun, amcığım, ben de bu işten para kazanmak istemediğimde, para kazanmak için bu işten kurtulmaya çalışırım. Ama... ama... ne yapabilirim?
**Götlerim ve Dölüm**
Galata'da, sokağa attığım ilk adımda, biri bana bağırır. "Orospu, git oradan." Ama ben de, "Yarrak, sikiyor muyum ki?" diyerek, onunla tartışırım. Zira ben, bu işin içindeyim, ama aynı zamanda, bu işin içinde kalmıyorum. Fahişe olmak, bir tür hastalık gibidir, ben bu hastalığın bir parçasıyım. Öte yandan, fahişe olmak, ben fahişe oluyorum gibi düşünmem gerekir. Ama... ama...
Zaman zaman, amcığımın bir fahişe olmayı reddetmesi, beni ürkütür. "Sarılsıklam, bu işten bir gün çıkacağım." diyorum. Ama o da, "Sen çık, çık ben de çıkayım." diyor. Ama ben çıkamam. Zira ben, bu işin içindeyim. Ama o da, bu işin içindeyim. İşte
Profil başına dön